Doğuştan vurgunum sana
Koçak uşaklar kaynağı
Suyun içtim kana kana
Karlı Abdüsselam dağıYücelerden yüce belin
Dilsize dil verir dilin
Bulutları sağar elin
Erişince bahar çağı.
Tekke doruğundan aştım
Karşında kendimden geçtim
İşte kucağına düştüm
Şeyh Muhiddin'in durağı.
Dolambaç, dolambaç yolun
Yazın, kışın solmaz gülün
Göklerden sarkar kakülün
Garip kuşların uğrağı
|
Bünyamin uyur nazlıca
Gezer kalpleri gizlice
Doğar batar belirsizce
Alabele gökkuşağı
Ak minare, gök minare
atmayın beni kenara
Eğilip incipınara
Göreyim yeşil duvağı.
Karakaya, kara kartal ;
Kudret havuzundan şifa al,
Dinle Kırkevler'de masal
İçmecede gör uçmağı. |
Kirazdibi, Karadere,
Sizi görünce bir kere,
Isınamaz başka yere
Vatanın oğlu, uşağı!..
Hele Ovabağ, Arıklar.
Dolu üzümler, erikler
Öter durur üveyikler,
Çınlatarak yedi dağı.
Kara, ak, pembe dutları,
Mis kokulu armutları;
Rahmet yüklü bulutları,
Serinletir her oymağı.
Mehmet Necati ÖNGAY |
Boldur vişnesi, kirazı,
Güdül'ün meşhur üvezi,
Çekilir yaylanın yazı,
Kekikli yağı, kaymağı.Dosta şerbetler sunulur,
Ne ararsanız bulunur,
Konuğa hürmet olunur,
Her ev bir Tanrı konağı.
Deresi farksız düzünden,
Gülsuyu damlar yüzünden,
Öngay"ım çıkmaz izinden,
Senin için her mısrağı.
|